1 / 31

BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMOLOJİ)

BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMOLOJİ). BİLGİ FELSEFESİNİN TEMEL PROBLEMLERİ A-Kesin doğru bilginin imkanı problemi (Kesin doğru bilgi mümkün müdür?). a) Kesin doğru bilgi mümkün değildir (sofistler ve şüpheciler). 1-Sofistler: *M.Ö 5. yy da Antik Yunanda yaşamışlardır.

silvio
Download Presentation

BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMOLOJİ)

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. BİLGİ FELSEFESİ(EPİSTEMOLOJİ) BİLGİ FELSEFESİNİN TEMEL PROBLEMLERİ A-Kesin doğru bilginin imkanı problemi (Kesin doğru bilgi mümkün müdür?)

  2. a) Kesin doğru bilgi mümkün değildir (sofistler ve şüpheciler) 1-Sofistler: *M.Ö 5. yy da Antik Yunanda yaşamışlardır. *Kelime anlamı gezgin öğretmen demektir. *En önemli temsilcileri Protagoras ve Georgiyas’tır. *Bilginin kişiden kişiye ve zamandan zamana değiştiğini savunmuşlardır. Bu nedenle kesin doğru bilgi yoktur. Bilgi görecelidir.

  3. *Duyu organları insanı yanıltabileceği için ve insan bilgiye duyu organları aracılığıyla ulaştığından bilgi özneldir ve kişiden kişiye değişir. Protagoras: “İnsan her şeyin ölçüsüdür.” diyerek bunu anlatmak istemiştir. *Doğru bilgi mümkün değil dedikleri için şüpheci, ideal devlet düzenini reddettikleri için ilk anarşistlerdir. * Her şeyi sorgulamaları olumlu bir rol oynamıştır.

  4. 2- Septikler(Şüpheciler) *Felsefe tarihinde doğru bilginin, varlığın, ahlakın ve ideal devletin mümkün olmadığını savunan görüştür. *Bilgi, doğruyu ve gerçekliği bize veremez. Çünkü her bilginin hem doğruluğu, hem de yanlışlığı sağlam kanıtlarla ortaya konabilir. *Bu nedenle nesnelerin özüne ilişkin doğru yada yanlış şeklinde yargıda bulunmamak gerekir. Bu insanı gereksiz korku ve kaygılardan uzaklaştırır. *Şüphecilik, bir bilginin doğru ya da yanlışlığına ait yargıyı kabul etmediği gibi inkâr da etmez. Sadece bu bilgilerden şüphe eder. *Şüphelerine kaynak olarak şunları göstermişlerdir: Günlük deneyim ve duyumun değişkenliği, bilimsel önermelerin güvenilmezliği,her şeyin değişiyor olması *Temsilcileri: Pyrrhon(M.Ö 365-275) ve Timon(M.Ö.320-230)

  5. b)Doğru Bilgi Mümkündür (Dogmatikler) Doğru bilginin varlığından şüphe duymadıkları için bu adı almışlardır. Doğa filozofları ilk nedene kesinlikle inandıkları için dogmatiklere dahil edilebilirler. Doğru bilgiye ulaştıkları kaynağa göre doğmatikler şunlardır *Akılcılık (Rasyonalizm) *Deneycilik (Empirizm) *Kritisizm (Eleştiricilik)

  6. b)Doğru Bilgi Mümkündür (Dogmatikler) *Duyumculuk (Sensualizm) *Sezgicilik (Entüisyonizm) *Olguculuk (Pozitivizm) *Yeni-olguculuk (Neopozitivim) *Fenomenoloji (Görüngübilim) *Faydacılık (Pragmatizm) *Analitik felsefe

  7. B-Bilginin Kaynağı Nedir?1-Rasyonalizm (Akılcılık) *Bilginin kaynağı akıldır. *Doğa ile akıl arasında bir uygunluk vardır *Gerçek bilgi değişmez olanın bilgisidir. *Temel bazı doğrular ve ilkeler doğuştandır *Bilginin mükemmel örneği matematiktir. * Tümdengelim yöntemini uygularlar *Duyusal ve deneyimsel bilgiler konusunda şüphecidirler. *Başlıca akılcı filozoflar şunlardır:

  8. a-Sokrates(M.Ö.469-399) “Bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir”

  9. Sokrates’e göre herkesin doğru olarak kabul edeceği bilgiler vardır. • Bilgiler doğuştan gelir(doğuştancılık, inneizm) ve karşılıklı konuşma(diyalog) yöntemiyle ortaya çıkar. Buna sokratik yöntem yada düşünce doğurtma da denir. • Atina sokaklarında insanlara sorular sorarak bilgilerini açığa çıkarmaya çalışmıştır. • Atinanın tanrılarına karşı gelmek ve gençleri kötü yola sürüklemek suçlamalarıyla yargılanmış ve idam edilmiştir. Savunması, öğrencisi Platon tarafından kitap haline getirilmiştir.

  10. b-Platon(M.Ö.427-347) “Akılsız ruh,çirkin ve ölçüsüzdür.”

  11. Sokrates’in öğrencisidir. Sokrates’in ölümünden sonra ilk üniversite de sayılabilecek Akademia’yı kurdu • Platon bilgi ile ilgili görüşünü idealar kuramıyla açıklamıştır • İdealar kuramı: Platona göre iki ayrı evren (dünya) vardır. İdealar evreni ve duyular evreni. • Duyular evreni: İçinde yaşadığımız dünyadır. Buradaki tüm varlıklar idealar evrenindeki gerçeklerinin birer kopyasıdır. Duyularımızla bize gelen bilgiler ideaların sadece birer kopyalarıdır (doxa). Bu nedenle duyularımızla gerçeğin bilgisini edinemeyiz. • İdealar evreni: ezeli ve ebedi olan ve akılla kavranan gerçeklik evrenidir. Gerçeklik burada idea, form şeklinde bulunur. İdealar asıl gerçek varlıklardır. İnsan ruhu insan doğmadan önce idealar dünyasından geldiği için ideaların bilgisi unutulmuştur. Bunların ancak zamanla hatırlanabilir. • İdeaların bilgisine ancak akılla ulaşabiliriz ve bunu en iyi filozof yapar. • Önemli Eserleri: Devlet, Şölen, Sokratesin Savunması

  12. c-Aristoteles(M.Ö.384-322) “Kişiler başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.”

  13. Platonun öğrencisidir. Sistematik felsefenin kurucusu kabul edilmektedir. • Kendi okulu Lyceum’u kurmuştur. • Büyük İskender’e de hocalık yapmıştır. • Platonun iki evren ayırımını reddetmiştir. • Ona göre bilgi doğuştan gelmez, bilgiyi üreten akıldır. İnsana doğuştan sadece işleme ve kavrama yeteneği gelir. • İnsan duyu organlarıyla elde ettiği verileri bu yetenekleriyle işleyerek bilgiye ulaşır. • Ona göre gerçek bilgi tümelin bilgisidir ve evrenseldir. Yani bilimsel bilgidir. • Önemli eserleri: Poetika, Metafizik, Politika, Fizik

  14. d-Farabi(870-950) “Hiçbir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı var olmazdı.”

  15. İslam felsefesinin kurucusudur. Akıl ile imanı, felsefeyle dini uzlaştırmaya çalışmıştır. • Bilginin kaynağı olarak duyu, akıl ve nazarı kabul eder. • Akıl, tanrının yarattığı ilk varlıktır. İnsan aklında doğuştan bazı bilgiler vardır. • Bilgi insanı tanrıya ulaştıran en yüce erdemdir. • Platon ve Aristoteles’ten etkilenmiştir.

  16. e-Rene Descartes(1536-1650) “Düşünüyorum, öyleyse varım” (Cogitoergosum)

  17. *Modern felsefenin ve analitik geometrinin kurucusudur. En mükemmel yöntem matematiksel yöntemdir. *Şüpheyi yöntem olarak kullanır. *Amacı, açık seçik, kesin bilgiye ulaşmaktır. *Bunu akılla yapar. *İnsan zihninin iki temel gücü vardır. Bunlar sezgi ve tümdengelimdir. *İnsan aklında doğuştan bazı fikirler vardır. Bunlar tanrı fikri ve matematiğin objeleridir. *Düalisttir(İkici): Beden ve ruh iki ayrı şeydir. *Önemli eserleri: Yöntem Üzerine Konuşmalar, Felsefenin İlkeleri

  18. f-Hegel (1770-1831) “Akla uygun olan gerçektir, gerçek olan da akla uygundur."

  19. *Rasyonalizmin zirve noktası olarak kabul edilir. *Deney ve gözleme hiç başvurmadan, salt akıl (geist) yoluyla her türlü bilgiye ulaşılabilir *Her şeyin özünde evrensel varlık olan saf akıl vardır. *Doğru bilgiye mantık yoluyla ulaşılabileceğini savunur. *Felsefesinin temeline diyalektik (tez, anti-tez, sentez) yöntemi koyar. *Başlıca eserleri: Tinin Görüngübilimi, Mantık Bilimi, Hukuk Felsefesi, Tarih Felsefesi.

  20. 2-Empirizm(Deneycilik) • Akılcılığa tepki olarak doğmuştur. • Doğuştan gelen bilginin varlığını reddeder. • Bilginin kaynağı, duyumlar ve deneyimlerdir. • En önemli temsilcileri: John Locke DavitHume

  21. a- John Locke (1632-1704) “Doğuştan bilgi yoktur ve insan zekası doğduktan sonra dolmaya başlayan bomboş bir levha (tabularasa) dır.”

  22. Zihnimizde doğuştan gelen hiçbir bilgi yoktur. İnsan zihni doğuşta boş bir levha (tabularasa) dır. • Bilgilerimizin kaynağını deneyimler oluşturur. Bilgi iki tür deneye dayanır. • Dış deney: Dış dünyadan duyular aracılığıyla algılanan şeyleri dener. Örn: sıcaklık soğukluk • İç deney: Duyumlama yoluyla elde edilen izlenimlerin işlenmesi ve bilginin ortaya çıkarılmasıdır. • Önemli eserleri: İnsan Anlığı Üzerine Deneme, Hükümet üzerine İki Deneme, Eğitim Üzerine Bazı Düşünceler

  23. b- DavidHume (1711 - 1776) İnsan akıllı bir yaratıktır; böyle olduğu için de uygun gıdasını bilimden alır; fakat insanın bilgisinin alanı öylesine dardır ki, bilimden aldığı besinlerden ancak çok az bir kısmı için ümitlenilebilir.

  24. *Zihnimizde bulunanları, izlenimler ve fikirler olarak ikiye ayırır. *İzlenimler: duyumlar ve duygulanımlardır. Algıladıklarımız ve hissettiklerimiz izlenimlerden oluşur. *Fikirler(ideler): Bu canlı duyum ve izlenimlerin canlılığını kaybetmiş kopyalarıdır. Hatırlama ve hayal gücü tasavvurlarıdır. *Nedenselliği(determinizm) reddetmiştir. *Başlıca eserleri: İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, Ahlak İlkeleri Üzerine Bir Soruşturma, Din Üstüne

  25. 3-Eleştiri Felsefesi(Kritisizm) • Kurucusu İmmanuel Kant (1724-1804)’tır. • Akılcılık ve deneycilik akımlarını uzlaştırma çabasının ürünü olarak ortaya çıkmıştır. • Ona göre doğuştan gelen hiçbir bilgi yoktur. • Bütün bilgilerimiz deneyle başlar. • Deneyimlerimiz ancak

  26. aklın 12 kategorisinden geçtikten sonra bilgi haline gelebilir. *Aklın 12 Kategorisi: birlik, gerçeklik, töz, olanak, çokluk, olumsuzlama, nedensellik, varoluş, bütünlük, sınırlama, etkileşim, zorunluluk. *İnsan zihninde 3 ayrı parça bulunduğunu söyler: duyarlık, imgelem ve anlayış *Zihinde nesneleri bilmek için bir takım apriori(önsel) bilgilerimiz vardır. Örn: zaman ve mekan *Bilginin göreli(relativ) olduğunu söylemiştir. *Eserleri: Salt Aklın Eleştirisi, Pratik Aklın Eleştirisi,

  27. 4-Sensualizm (Duyumculuk): Bilginin kaynağının duyumlar olduğunu kabul eden görüştür. Önemli temsilcileri; G. Berkeley 1685-1753) ve E. Condillac(1715-1780)’tır. • 5-Entüisyonizm(Sezgicilik): Bilginin kaynağının akıl ve deney olduğunu reddederler. Onlara göre gerçek bilgiye ancak sezgi ile ulaşılır. Önemli temsilcileri, Gazali ve HenriBergson’dur. • Gazali(1558-1111): Sezgiyi insanı kesin bilgiye götüren bir araç olarak görmüştür. <Sezgiyi; kalp gözü (gönül gözü) olarak adlandırmıştır. Akıl dış dünyayı bilebilir ancak tanrı gibi metafizik kavramlar sadece sezgiyle bilinebilir. • b) Bergson (1859-1941): Sezgi, zeka ve içgüdü ayımı yapmıştır. Zeka ile ancak dış dünya ve bilime konu olan alanları bilebiliriz. Ancak süre, akış ve hayatı sadece sezgi ile bilebiliriz. Sezgi , bütünü parçalara ayırmadan ve bozmadan bir anda kavrar.

  28. 6- Olguculuk (Pozitivizm): Bilginin kaynağı, deney ve gözlem sonucunda elde edilen olgulara dayanır. Kurucusu AugusteComte(1798-1857) tur. Comte, bilginin gelişim sürecini “üç hal yasası” ile açıklar. Bu yasaya göre insan aklı her şeyin tanrısal güçlerle açıklandığı teolojik aşama(din), her şeyin doğaüstü güçlerle açıklandığı metafizik aşama(felsefe) ve her şeyin bilimsel pozitif olgularla açıklandığı pozitif aşama(bilim) denen 3 tarifsel aşama geçirmiştir.

  29. 7-Analitik (Çözümleyici) Felsefe:Neo-pozitivizm ve mantıkçı pozitivizm de denmektedir. Doğruluğu dil çözümlemesi ile test edilebilen bilginin doğru olduğunu savunurlar. Kurucusu LudwigWittgenstein’dir. *LudwigWittgeinstein (1889-1951): Dil ile gerçek aynı yapıya sahip olduğu için, dil analizi aynı zamanda gerçekliğin de analizidir. Metafizik konularla ilgilenilmemesi gerektiğini söylemiştir ve sembolik mantığa önem vermiştir.

  30. 8-Pragmatizm (Faydacılık): Bir düşünce yaşamımız için elverişli olduğu sürece doğrudur. “Faydalı olan doğrudur, doğru olan faydalıdır.” Amerika’da doğmuş ve etkili olmuştur. Başlıca temsilcileri; William James ve John Dewey’dir. *W. James (1842-1910): Pragmatizmin kurucusudur. Ona göre ezeli ve ebedi yani evrensel doğrular yoktur. İşe yarayan ve fatdalı olan bilgiler doğrudur. *John Dewey (1859-1952): Onun düşüncesi aletçi görüş (enstrumantalizm) adını almıştır. Doğru, karşılaştığımız sorunları çözmede bir araçtır. Doğru olan, pratikte işe yarayan ve mutluluk veren düşüncelerdir. Bilimsel yasalar ve kuramlar uygulamada işe yarıyorsa iyi ve doğrudur, aksi halde yanlıştır.

  31. 9-Fenomenoloji )Görüngü bilim): Nesnelerin özünün bilinebileceğini savunan görüştür. Kurucusu EdmundHusserl (1859-1938)’dir. Bu görüşe göre öz, fenomenin içinde vardır ve bilinç onu yakalayabilir. Bunun için parantez içine alma yöntemi uygulanmalıdır. Yani insan; günlük yaşamdan edindiği bilgileri, önyargıları, din, bilim vb yolla elde ettiği tüm görüşleri bir tarafa bırakarak, duyularla algılanan nesnelerin ötesinde bulunan ideal özlükler alanına ulaşabilir.

More Related