1 / 33

KENTLEŞME ve alan kullanImI

KENTLEŞME ve alan kullanImI. 1302060074 METİN KAHRAMAN Ders : Uzaktan Algılama 1302070045 OKAY ÖZER 1302090059 EDA KURTULUŞ. Şehir Planlaması. Ülkelerine göre şehir planlaması ‎ Şehirlere göre altyapı ‎  Cadde ve sokaklar ‎  Gecekondular ‎  Hayalet kasabaları ‎ Kentsel tarım ‎

early
Download Presentation

KENTLEŞME ve alan kullanImI

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. KENTLEŞME ve alan kullanImI 1302060074 METİN KAHRAMAN Ders : Uzaktan Algılama 1302070045 OKAY ÖZER 1302090059 EDA KURTULUŞ

  2. Şehir Planlaması Ülkelerine göre şehir planlaması‎ Şehirlere göre altyapı‎  Cadde ve sokaklar‎  Gecekondular‎  Hayalet kasabaları‎ Kentsel tarım‎ Mahalleler‎ Metropolitan alanlar‎ Meydanlar‎ Semtler‎ Teknokentler‎ Toplu taşımacılık‎ Çevresel psikoloji‎  Çevresel tasarım‎

  3. Kentleşme Kentleşme günümüzden 5,000 yılı aşkın bir süre önce Mezopotamya'da ortaya çıktı. Daha sonra, Nil, İndus ve Huang He vadilerinde başka kentler gelişti. Kentlerin otaya çıkışı, büyük politik yapıların doğuşu ve gelişmesiyle aynı döneme rastlar. Kentin her şeyden önce idari, askeri, dini ve ticari bir işlevi vardı. Bu eski kentler, MÖ 1350’ye doğru nüfusu 100,000’i aşan ilk kent olduğu tahmin edilen Teb (Mısır) örneğinde olduğu gibi, dikkat çekici büyüklüğe ulaştı. 

  4. Kentleşmedeki Artış Sanayi Devrimi’yle birlikte kentlerin gelişmesi olağanüstü bir güç kazandı. Ünlü ütopyacı yazar Thomas Moore, kırdan kente göçü “koyunlar insanları yedi” sözüyle anlatmıştı. 1800’de kentli nüfus 30 milyondan azdı; bundan 100 yıl sonra 200 milyonu çoktan geçmişti. Bugün ise 2 milyarı aşmaktadır!

  5. Kentleşmedeki Artış

  6. Kentleşmedeki Artış

  7. Alan Kullanımı

  8. Alan Kullanımı

  9. Yerleşim Planı • Nazım planı, varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen,1/2000 - 1/5000 ölçeklerde, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.

  10. KENT EKOLOJİSİ

  11. KENT EKOLOJİSİ • Kent ekolojisi, kent yaşamına ilişkin, bitkilerlehayvanların fiziksel çevreye uyum göstermeleri benzetmesine dayanan bir yaklaşım. • Ekoloji kuramcılarına göre kentlerin içindeki değişik semtler ve bölgeler, kent nüfusunun var olan kaynaklar için birbirleriyle rekabet etmeleri biçimindeki doğal uyum gösterme süreçlerinin bir sonucu olarak oluşmuşlardır.

  12. Kentleşmenin yeşil alanlara etkisi • Kentleşme, bir bakıma kentin merkezinden dışa doğru büyümesi, merkezde de mevcut dokunun yenilenmesi ve çağdaş gereksinimlere uygun bir şekilde yeniden biçimlendirilmesi demektir. Çarpık kentleşme ise, bu sürecin plansız, programsız ve projesiz bir şekilde, gelişigüzel, düzensiz, hızlı ve kontrolsuz bir biçimde oluşması demektir. Her türlü estetik kaygıdan uzak, insan ve çevre uyumunu dikkate almayan altyapı, su, yol, kanalizasyon sorunlarını çözmeyen, kentleşmenin çarpık ve düzensiz oluşumu, iyi, güzel ve anlamlı bir yaşamı olanaklı kılmamaktadır. Çarpık kentleşme, ulaşım ve haberleşmede kargaşaya, gürültüye ve tıkanıklığa yol açtığı gibi, sağlık, eğitim ve kültürel hizmetlerin yaygın bir biçimde, merkezi olarak ve rasyonel bir biçimde örgütlenip yerine getirilmesini de olanaksız kılmaktadır. Sonunda, insanlar maddi açıdan yoksunlaşıp, manevi açıdan da çöküntü içine girerlerken, kentin kendisi de, bir taş ve beton yığını olup çıkmaktadır. • İkinci Dünya Savaşı‟ndan sonra, özellikle gelişmekte olan yada az gelişmiş ülkelerin hepsinde ekonomik ve sosyal kalkınmaya paralel bir biçimde, düzensiz ve çarpık bir kentleşmenin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu düzensiz ve çarpık kentleşmenin ortaya çıkardığı en önemli sorun ise, gecekondulaşmayla birlikte oluşan, yeşil alanların ortadan kaldırılması sorunudur.

  13. Çarpık kentleşmeye yol açan nedenlerin en önemlilerinden biri kırsal kesimden kentlere yapılan aşırı göç olayıdır. Örneğin Türkiye.de yıllık nüfus artışıyla, yıllık göç yüzdelerini topladığımız zaman, bu rakam büyük kentlerimizde %6.ya çıkmaktadır. Hızlı nüfus artışı, ya da aşırı göç, kent içinde üretim ve tüketim dengesini bozduğu gibi, açık ve yeşil alanları hızla yok edip, bunların konutlara, işyerlerine yada sanayii birimlerine dönüştürülmesine neden olmaktadır. Varolan ulaşım ve haberleşme sistemine olduğundan fazla yük yükleyerek, bir yandan gecekondulaşmayı hızlandırıp öte yandan, trafiğin, gürültünün ve hava kirliliğinin artmasına da yol açmaktadır [6]. • Çarpık ve düzensiz kentleşmenin doğa üstündeki olumsuz etkisi, havanın kirlenmesi, suyun zehirlenmesi ve toprağın tahrip olması şeklinde gösterilirken, toprağın tahrip olması da, kendisini en etkin biçimde, yeşil alanların ortadan kaldırılması biçiminde ortaya koyar. Aslında, bir kentin havasının, suyunun temiz olması, orada varolan yeşil alanın oranına göre değiştiğine göre, tüm bu süreçler, birbirilerini karşılıklı olarak etkileyecek kadar içiçe geçmiştir. • Çarpık ve düzensiz kentleşmenin ortaya çıkardığı olumsuz sonuçları şöyle sıralayabiliriz: Plansız, programsız ve projesiz bir biçimde, eski açık ve yeşil alanları, yani ormanları, bağ ve bahçeleri, tarlaları, çayırları ve meraları parselleyip satarak yerleşim alanlarına dönüştürmek. Kentin yakın çevresinin işyerleri ve konutlar şeklinde yerleşim alanına dönüştürülmesi, sadece yeşil alanların ortadan kaldırılmasına yol açmaz, aynı zamanda, kentsel büyüme ve gelişmeyi, düzensiz ve çarpık bir biçimde hızlandırır. Böylece, çocuklar oyun yerlerinden, büyükler dinlenme, gezme ve eğlenme yerlerinden, yaşlılar ise dinlenme yerlerinden yoksun bırakılmış olunur .

  14. Bu süreci hızlandıran bir başka etmen, bu dönüşüme öncülük eden insanların yeşil alan bilincinden yoksun olmaları. Başka bir deyişle ister ekonomik ve sosyal koşulların getirdiği baskılardan olsun, isterse dolaysız bir biçimde ortaya çıkan, çevreye ve yeşil alana olan duyarsızlıktan olsun, çarpık kentleşme, gecekondulaşma ve yeşil alanların ortadan kaldırılmasını etkileyen bir etmende, yeşil bilincin insanlarda eksik olmasıdır. Çevre bilinci ya da yeşil alan bilincindeki bu eksiklik, kendisini iki biçimde ortaya koymaktadır.Birincisi, çarpık kentleşmenin ortaya çıkardığı, olumsuz nitelikli ekonomik ve sosyal koşulların baskısında kalan insanların, daha önce kendilerinde var olan bu bilinci yitirmeleri, çevrelerine ve yeşile duyarsız kalmalarıdır. İkincisi, kırsal kesimde yeşil alan içinden çıkıp gelen insanların, daha yüksek ücret, daha iyi ekonomik ve sosyal koşullar oluşturma adı altında, yeşil alana duyarsız kalmaları. Bu ikinci durum, kısa bir süre önce, yeşillikler içinden çıkıp gelmiş insanların, yeşilin anlamını ve önemini pek kavrayamamış olmalarından gelir. Bu bir bakıma, denizin içinde olupda denizi bilmeyen balıklar gibidir. Bu tip insanların yanısıra, bir de kendi evindeki çiçeğe aşırı duyarlı olup, parka gelirken oradaki çiçekleri sorumsuz bir şekilde koparabilen, kendi bahçesine fidan dikerken, ormana geldiği zaman, ağaçları kesip, yakıp yok edebilecek kadar bencil olan insan tiplerini de eklemek gerekir. Bu tür insanlar, sadece kendi görüş alanını daraltıyor diye, penceresinin biraz ilerisinde duran yüz yıllık bir çınarı kesebilmekte, yada kendi balkonuna uzandığı için, nesli tükenmiş olan bir ağacı, dallarından, yapraklarından kesip atabilmektedir. Bu son durumda sorun, basit bir biçimde yeşil alana duyarsızlık olmaktan çıkmış, psikolojik ve sosyal boyutları olan, derin bir ruhsal ve kişisel bozukluk şekline dönüşmektedir.

  15. İstanbul’da Kentleşme ve Yeşil Alan Sorunu • Modern Türkiye‟nin kurulması, ekonomik ve sosyal kalkınmanın hızlanmasıyla birlikte, Türk toplumu içinde, eskiye oranla çok güçlü, hızlı ve kısmen de düzensiz olan bir ticari ve sanayii gelişmesi gözlenilmiştir. Bu ticari ve sanayi gelişmesine paralel bir biçimde eski kentler yeni bir çehre kazanmaya başlarken, bu eski kentlere bir dizi yeni kent eklenmiştir. Dışa bağımlı, bu nedenle düzensiz, eşitsiz ve dengesiz özellikler gösteren ekonomik güçlenmeye paralel bir biçimde, düzensiz ve çarpık kentleşmede gözlenmiştir. İstanbul, bu düzensiz ve çarpık kentleşmenin belli başlı özelliklerini kendisinde gösteren en önemli örnek olarak karşımıza çıkmaktadır .

  16. İstanbul Kentinin Yıllar İtibarıyla Nüfus - Yeşil Alan Durumu *Genel Nüfus Sayımının Kesin Sonuçları (D.İ.E) **22 Ekim 2000 Genel Nüfus Sayımının Geçici Sonuçları ***2007 Yılı Adrese Dayalı Nufus Sayım Sonucları (TÜİK)

  17. Kentsel Dönüşüm

  18. Kentsel Dönüşüm Kavramı • Kentsel dönüşüm; kentsel gelişmenin, toplumsal, ekonomik ve mekânsal olarak • yeniden ele alındığı ve kentteki sorunlu alanların sağlıklı ve yaşanabilir hale getirilmesi • için yıkıp yeniden yapma, canlandırma, sağlıklaştırma veya yeniden yapılandırma için • proje üretilmesi ve uygulama yapılmasıdır. Kısacası kentsel dönüşüm, ‘bir kentin • dokusunu bozan sorunların giderilmesi’ olarak da tanımlanabilir. Kentsel dönüşüm • projeleri sağlıklı koşullarda yaşamanın ve planlı şehirleşmenin sağladığı sayısız fırsatın • yanı sıra gerek sosyal dışlanmışlığı önlemede, gerekse daha önceleri elverişsiz • koşullarda bulunan kişilerin kendi algılamalarını şekillendirirken daha saygın bir kimlik • fırsatı sunmak konusunda son derece faydalıdır . • Kentsel dönüşüm ile ilgili çalışmalarda, birçok kentsel dönüşüm tanımı ortayakonulmuştur. Bu tanımlar, vurguladıkları vizyon, amaç, strateji ve yöntemlere göre • kısmen farklılıklar da gösterebiliyor. Ancak, nasıl tanımlanırsa tanımlansın; kentsel • dönüşüm, bozulma ve çökmeye uğrayan kentsel alanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve • çevresel koşullarının kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik • olarak uygulanan strateji ve eylemlerin bütününü ifade ettiği temel kabuldür

  19. Türkiye’de Kentsel Dönüşüm • Avrupa ve Amerika’da uygulama sahaları üzerinde geliştirilen pek çok • müdahale biçiminden farklı olarak; Türkiye’de, kentsel dönüşüm deyince akıllara • ‘gecekondu bölgelerinin dönüşümü’ geliyor. Kentsel dönüşümün doğasına aykırı • olarak, kentlerin farklı sorunlarına karşı genellikle tek ve aynı çözümler uygulanıyor. • Kentsel dönüşüm çalışmalarına neden oluşturan sorunlar, fiziksel mekânın dönüşümüne • indirgenirken, yerleşime ilişkin ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlar genellikle dikkate alınmıyor.

  20. Kentsel Dönüşümün Hedefleri • Kentsel dönüşüm, faaliyet alanı ve doğası gereği, mevcut şehrin yapısına ve • burada yaşayan insanların fiziksel, sosyal ve ekonomik geleceği üzerine ve buna bağlı • olarak da kentin bütün geleneklerine etki edebilmektedir. Bu nedenle, bütün planlama • çalışmalarında, sosyolog, ekonomist, mühendis, mimar, şehir plancı ve peyzaj mimar • gibi farklı disiplinlerin birlikte çalışması gerekmektedir

  21. Kentsel dönüşüm, beş temel amaca hizmet etmek üzere tasarlanmalıdır: • 1. Kentin fiziksel koşulları ile toplumsal sorunları arasında doğrudan bir ilişki • kurulmalıdır. Keza, kentsel alanların çöküntü alanı haline gelmesindeki en • önemli nedenlerden birisi toplumsal çökme ya da bozulmadır. Kentsel dönüşüm • projeleri, temelde toplumsal bozulmanın nedenlerini araştırmalı ve bu bozulmayı • önleyecek önerilerde bulunmalıdır. • 2. Kentsel dönüşüm; kent dokusunu oluşturan birçok öğenin fiziksel olarak sürekli • değişim ihtiyacına cevap vermelidir. Bir başka deyişle, kentsel dönüşüm • projeleri kentin hızla büyüyen, değişen ve bozulan dokusunda ortaya çıkan yeni • fiziksel, toplumsal, ekonomik, çevresel ve altyapısal ihtiyaçlara göre, kent • parçalarının yeniden geliştirilmesine olanak sağlamalıdır.

  22. 3. Kentsel refah ve yaşam kalitesini artırıcı bir ekonomik kalkınma • modeli/yaklaşımını ortaya konulmalıdır. • 4. Fiziksel ve toplumsal bozulmanın yanı sıra, kentsel alanların çöküntü bölgeleri • haline gelmesinin önemli nedenlerinden birisi de, bu alanların ekonomik • canlılıklarını yitirmesidir. Kentsel dönüşüm projeleri, fiziksel ve toplumsal • çöküntü alanları haline gelen kent parçalarında ekonomik canlılığı yeniden • getirecek stratejileri geliştirmeyi ve böylece kentsel refah ve yasam kalitesini • artırmayı amaçlamalıdır. • 5. Kentsel alanların en etkin biçimde kullanımına ve gereksiz kentsel yayılmadan • kaçınmaya yönelik stratejilerin ortaya konulmasıdır. • Kentsel Dönüşüm projelerinde bölgenin sorunları ve potansiyellerinin niteliğine • bağlı olarak, bu hedeflerden biri veya bir kaçı ön plana çıkabilmektedir

  23. Kentsel Dönüşüm Yöntemleri • Kentsel dönüşüm, mevcut kent yapısının yenilenmesi için yapılan uygulamaları • içinde toplayan genel bir kavramdır. Ancak, bu uygulama biçimlerinin tanımlanmasında • pek çok farklı görüş ortaya çıkmaktadır. Bunun en önemli nedeni, dünyanın farklı • ülkelerindeki bilim insanlarının çeşitli isimlerle tanımladığı bu uygulama biçimlerinin • Türkçeye uyarlanmasında yaşanan terminoloji karmaşasıdır. Kentsel dönüşümün içinde • barındırdığı dokuz farklı uygulama biçimi aşağıda özetlenmektedir: • Yenileme (renewal): “Gerek yerleşme düzeni, gerekse mevcut yapıların • durumu bakımından yaşama ve sağlık koşullarının iyileştirilmesi olanağı bulunmayan • alanlardaki yapıların tümünün veya bir bölümünün ortadan kaldırılarak yeniden imar • edilmesi” yenileme olarak tanımlanmaktadır [5]. • Sağlıklaştırma (rehabilitation): “Eski kent dokusunun ve çöküntü alanlarının • kısmi yenileme ile kullanıma açılması” olarak ifade edilmektedir [6]. • Koruma (conservation): “Toplumun geçmişteki sosyal ve ekonomik • koşullarını, kültürel değerlerini yansıtan fiziksel yapısının, yaşanan değişim ve • gelişimler nedeniyle yok olmasının engellenmesi, kentsel dokunun çağdaş yaşamla • bütünleştirilmesi, kültürel varlıkların topluma faydalı, ekonomik ve işlevsel koşullarla • sağlıklaştırılması” şeklinde tanımlanmaktadır

  24. Yeniden canlandırma (revitalization): “Eski canlılığını kaybetmiş kentsel alanların, özellikle de tarihi kent merkezlerinin alınacak sosyal önlemlerle yeniden • canlılık kazanmasını sağlamak” şeklinde tanımlanmaktadır [6]. • Yeniden geliştirme (redevelopment): “Ekonomik ve yapısal özellikleri, • iyileştirilmesine imkan vermeyecek ölçüde kötüleşmiş olan alt gelir gruplarının • konutlarının yıkılması ve bunların oluşturduğu kent bölümlerinin yeni bir tasarım • düzeni içinde geliştirilmesi” olarak tanımlanmaktadır [5]. • Düzenleme (improvement): “Bir kentin, bir kasabanın tümünün veya bir • yerleşim yerinin bir bölümünün kendiliğinden gelişmesine engel olmak, bu gelişmeye • toplum yararına biçim vermek amacıyla, yerleşim yerinin işlevleriyle toprak kullanımı • arasında bir ilişki kurmayı öngören, geleceğe dönük kamusal bir eylem türü” olarak • tanımlanmaktadır [5]. • Temizleme (clearance): “Alt gelir gruplarının yaşadığı bölgelerdeki konutların • ve diğer yapıların sağlığa aykırı niteliklerinin giderilmesi” şeklinde tanımlanmaktadır • [5]. • Yeniden Üretim (regeneration): “Tamamen yok olmuş bozulmuş, köhnemiş • alanların yeniden üretilmesi, olarak ifade edilmektedir. • Kalitenin yükseltilmesi: “Uygulama alanında yaşayanların sosyo-ekonomik • açıdan statü ve yaşam kalitelerinde önemli ölçüde değişiklik yaşanmadan; fiziksel • çevrenin iyileştirilmesi” olarak ifade edilmektedir. • Soylulaştırma: “Sosyo-kültürel açıdan bozulmuş, köhnemiş, dolayısıyla fiziksel • çevresi de bozulmuş alanlarda, özellikle de tarihi kent parçalarında sosyal yapının • geliştirilmesi” olarak ifade edilmektedir.

  25. 2. Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Sosyal Yapı • 2.1 Kentsel Dönüşümde Sosyal Yapı Stratejisi ve Söz Sahipleri • ‘Kiracılar, kendi mülkünde oturan ev sahipleri, bölge ve semt meclisleri ya da • komiteleri’ gibi direkt olarak söz sahibi olması gerekenler ile ‘sosyal işçiler, toplum • gelişim sektöründe çalışan işçiler, konut ve rekreasyon sektöründe çalışan işçiler’ gibi • dolaylı olarak söz sahibi olan gruplar, kentsel dönüşümde sosyal açıdan söz sahipleri • olan kesimleri oluştururlar [8]. Sosyal yapıya ilişkin stratejilerin oluşturulmasında, • nüfusun gelir durumu; eğitim, sağlık ve kültürel düzeyi; nüfus yapısı ve göç analizi; • yaşanan sorunlar, beklentiler, vb. kriterler göz önünde bulundurulmalıdır.

  26. 2.2 Kentsel Dönüşümde Sosyal Yapıyı Oluşturan Kriterler • Analiz aşamasında alana ilişkin toplumsal verilerin tespiti: • Kentsel dönüşüm uygulama alanına ilişkin; kültürel özellikler, eğitim düzeyi, • gelenek ve görenekler, bilinçlilik düzeyi, yöreden hoşnutluk, mülk sahipliği, aidiyetlik, • demografik yapı gibi toplumsal veriler bir ön çalışma ile tespit edilip; planlama ve • uygulamaya konu edilmelidir. Bu verilerin yanı sıra toplumsal gereksinim ve isteklerin • belirlenmesi, uygulamalarda halkın katılımının sağlanması amaçlı çeşitli anket • uygulamaları, şehir toplantıları, gönüllü kuruluşlar ile işbirliği ve ilgili grupların • kurumsal örgütlenmelerle birlikte hareket etmesi ve projeye katılımı sağlanmalıdır. • Tespit edilen verilere dayalı sosyal hedeflerin belirlenmesi ve fiziksel yapıya • yansıtılması: • Sosyal yapıda analiz edilen toplumsal sorunlar ve gereksinimlere bağlı olarak • proje hedefleri ve tasarım kriterleri belirlenir. Bu kriterlere göre toplumsal yapıda • olması istenilen değişikliklerin fiziksel yapıya yansıması için gerekli olan kentsel • dönüşüm yönteminin ne olacağına karar verilir.

  27. Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Sosyal Altyapı Sorunları

  28. Kaynaklar: İ. Tekeli, “Kent Planlaması Konuşmaları, TMMOB Chamber of Architects Publication, Ankara (1991). T. Yılmaz, A. Uslu, “Bakırköy İlçemizi Tanıyalım”, Çiftay Matbaacılık, İstanbul (1985). L. Berköz, “Türkiye‟de Metropolitenleşme Sürecinde Kentsel İlişkiler Konusunda Bir Araştırma: İstanbul Metropoliten Kent Örneği”, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul (1991). E. Taner, “Büyük İstanbul Kentinin ve Çevresinin Aktüel Arazi Kullanma Durumu ve Öneriler”, Büyük İstanbul’un Yeşil Alan Sorunları Ulusal Sempozyumu, İ.Ü. Orman Fakültesi Yayınları, İstanbul, (1978). [8] R. Keleş, “İnsan Çevre Toplum”, İmge Kitapevi Yayınları, (1992).

More Related